Görünmeyen Suçun Ülkesi: Türkiye'de Cinsel Tacizde "Karanlık Oran"
Türkiye’de her yıl on binlerce “cinsel dokunulmazlığa karşı suç” dosyası açılıyor.
Adalet Bakanlığı istatistiklerine göre son yıllarda savcılıklara gelen cinsel suç dosyası sayısı yıllık 30-40 bin bandında seyrediyor. Ceza mahkemelerinde açılan davalar, verilen mahkûmiyet kararları ortada.
Ama asıl mesele şu:
Bu rakamlar gerçeğin tamamı değil.
Kriminolojide bir kavram vardır: “Karanlık oran.”
Yani resmi kayıtlara hiç girmeyen suçlar.
Türkiye’de yapılan akademik çalışmalar ve saha araştırmaları, cinsel suçlarda mağdurların yalnızca yüzde 15 ila 25’inin resmi şikâyette bulunduğunu ortaya koyuyor. Başka bir ifadeyle; her 4 vakadan 3’ü adliyeye hiç ulaşmıyor olabilir.
Neden?
Çünkü korku var.
Çünkü “aile duymasın” baskısı var.
Çünkü “rezil oluruz” algısı var.
Çünkü “yakınlarımız belaya bulaşmasın” endişesi var.
Ve en tehlikelisi şu:
Çünkü “şikâyet yoksa işlem yok” anlayışı var.
Oysa cinsel taciz ve istismar suçları sıradan suçlar değildir. Özellikle çocuklara ve gençlere yönelik iddialarda devletin pasif kalma lüksü yoktur.
Türkiye İstatistik Kurumu verilerine göre güvenlik birimlerine yansıyan cinsel suç mağdurlarının önemli bir kısmını çocuklar oluşturuyor. Çocuk istismarı dosyaları her yıl binlerle ifade ediliyor. Bu, yalnızca bildirilen kısmı.
Peki bildirilmeyen?
Bir olay yöneticilere ulaşıyor.
Bir iddia milletvekillerine kadar gidiyor.
Kurum amirlerinin bilgisine sunuluyor.
Ama resmi şikâyet yok.
Sonuç?
“Şikâyetçi olun.”
Bu yaklaşım, bürokratik konfor alanıdır.
Ama kamu sorumluluğu değildir.
Devlet refleksi yalnızca dilekçe gelince mi devreye girer?
İdari soruşturma mekanizmaları ne için vardır?
Rehberlik servisleri, denetim süreçleri, iç incelemeler neden kendiliğinden işlemez?
Basına yansıyınca savcılık harekete geçebiliyor.
Haber çıkınca müfettiş görevlendirilebiliyor.
Kamuoyu oluşunca dosyalar raftan inebiliyor.
Demek ki sistem çalışabiliyor.
Peki neden her iddiada aynı refleks gösterilmiyor?
Sessiz kalınan her cinsel taciz vakası, yalnızca bir mağdurun değil; potansiyel yeni mağdurların da risk altında bırakılması demektir. Çünkü cinsel suçlarda failler çoğu zaman ilk olaydan sonra durmaz.
Toplum susuyor.
Aile susuyor.
Kurum susuyor.
Ve sonra istatistiklere bakıp “Bu kadar vaka var” diyoruz.
Hayır.
Bu kadar görünen vaka var.
Asıl soru şu:
Türkiye’de resmi kayıtlara giren 30-40 bin dosyanın arkasında kaç yüz bin sessiz dosya var?
Gerçek mücadele, haber çıkınca değil;
ilk fısıltı duyulduğunda başlar.
Devlet ciddiyeti, dilekçeye değil;
iddianın ağırlığına bakar.
Cinsel tacizde sessizlik tarafsızlık değildir.
Sessizlik, faile alan açmaktır.
YORUM EKLE
Lütfen Dikkat Lütfen Dikkat: Bu sitedeki içeriklere yapılan yorum ve düşünceler tamamıyla yorum sahiplerine aittir. Küfür, hakaret, ırkçılık, siyasi, spam, ticari reklam vb. içerikli yorumlar yayınlanmaz, bu yorumları yapan kişiler sistem tarafından yasaklanır.
YAZARA AİT DİĞER YAZILAR
- Karataş'ta Su Savaşı: Son Söz Tülay Baydar Bilgihan'ın mı? 22 Şubat 2026 Pazar 10:54
- "Kadın eli değen yerde değişim kaçınılmaz mı?" 22 Şubat 2026 Pazar 10:47
- Söz Uçar mı, Kayıt Kalır mı? 16 Şubat 2026 Pazartesi 06:38
- Burdur'dan Türkiye'ye Uzanan Bir Başarı Hikâyesi 13 Şubat 2026 Cuma 15:53
- BURDUR CHP GENÇLİK KOLLARI NEDEN İSTİFA ETTİ? 24 Şubat 2025 Pazartesi 12:57
- YEŞİLOVA'DA 12 PAVYON KAPANDI, 22 Ekim 2021 Cuma 16:56
- KRONİK VENÖZ YETMEZLİĞİ VE TEDAVİSİ 16 Eylül 2021 Perşembe 09:17
- SAĞLIKTA YENİ ATAMALAR 11 Eylül 2021 Cumartesi 17:44
- SUYUN SİYASETİ OLMAZ 09 Haziran 2021 Çarşamba 15:00
- SUYUN SİYASETİ OLMAZ 09 Haziran 2021 Çarşamba 14:39

