KİMLER BAKANDAN NE SAKLIYOR ?
SAYIN BAKANIM, SİZE SUNAMADIĞIM DOSYA
Burdur 112 olayında kamuoyunun cevabını beklediği sorular
Sayın Bakanım Prof. Dr. Kemal Memişoğlu,
Bugün Burdur'da hastanelerde gerçekleştirdiğiniz incelemeler sırasında, bir gazeteci olarak size ulaşmak ve Burdur'un sağlık sorunlarını doğrudan aktarmak istedim.
Siz hastane içerisinde asansörle üst kata çıkarken, gazeteci arkadaşlarımla birlikte görüntü almak ve sizi takip etmek istedik.
Ancak bu sırada İl Emniyet Müdürlüğü ekipleri tarafından sizinle görüşmemize izin verilmedi.
Buradan açıkça sormak istiyorum:
Bir gazetecinin Sağlık Bakanı'na Burdur'un sağlık sorunlarını aktarmak istemesi ne zamandan beri güvenlik meselesi veya suç haline geldi?
Kimler bir gazetecinin Sayın Bakan'la görüşmesinden rahatsız oluyor?
Kimler Burdur'daki sağlık sorunlarının Bakan'a doğrudan anlatılmasından endişe ediyor?
Ben Sayın Bakan'a herhangi bir kişiyi suçlamak için değil, kamu adına soru sormak ve elimde bulunan dosyayı sunmak için ulaşmak istedim.
Ancak dosyayı sunamadım.
Bu nedenle, Sayın Bakanım, size ulaştıramadığım dosyayı kamuoyu önünde açıklıyorum.
Yarası olan konuşur.
Bizim amacımız kimseyi peşinen suçlamak değil; varsa yanlışın ortaya çıkmasını, varsa haksızlığın giderilmesini ve kamu kurumlarına duyulan güvenin korunmasını sağlamaktır.
BURDUR 112 DOSYASI
Burdur 112 Acil Sağlık Hizmetleri'nde görev yapan bir ambulans sürücüsüyle ilgili olarak gündeme gelen olay, üzerinden aylar geçmesine rağmen kamuoyunda tartışılmaya devam etmektedir.
Kamuoyunun önemli bir bölümü mevcut süreçten halen tatmin olmuş değildir.
Çünkü mesele yalnızca bir ambulans sürücüsünün alkol ölçümünden ibaret değildir.
Olay öncesinde tutulduğu belirtilen 7 tutanak, olay günü yaşanan gelişmeler, polis tarafından yapılan 0,47 promillik ölçüm, saatler sonra hastanede ortaya çıkan 0,00 sonucu, hastaneye sevk süreci, 112 Komuta Kontrol Merkezi kayıtları, olay günü yaşanan telefon trafiği, bazı idari makamların sürece ilgisi, sendika ve STK açıklamaları ve siyasi çevrelerden gelen değerlendirmeler birlikte ele alındığında kamuoyunun hâlâ cevap beklediği çok sayıda soru bulunmaktadır.
1. OLAY ÖNCESİNDE TUTULDUĞU BELİRTİLEN 7 TUTANAK
Olayda adı geçen ambulans sürücüsü hakkında olaydan önce 7 ayrı tutanak tutulduğu bilgisi kamuoyuna yansımıştır.
Bu tutanakların;
hangi tarihlerde tutulduğu,
hangi gerekçelerle düzenlendiği,
kimler tarafından hazırlandığı,
yöneticilere bildirilip bildirilmediği,
herhangi bir disiplin veya idari işlem yapılıp yapılmadığı
kamuoyunca bilinmemektedir.
Eğer bu 7 tutanak mevcutsa, en temel soru şudur:
Neden bu tutanaklar olay kamuoyuna yansıyıncaya kadar etkili bir idari sürece dönüşmedi?
Bu tutanakların tamamının Bakanlık müfettişlerince incelenmesini talep ediyoruz.
2. 0,47 PROMİL VE SAATLER SONRA 0,00 SONUCU
Olay günü polis ekiplerince yapılan ölçümde 0,47 promil sonucunun çıktığı kamuoyuna yansımıştır.
Daha sonra hastanede yapılan ölçüm ve testlerde ise alkol sonucunun çıkmadığı bilgisi gündeme gelmiştir.
Bu farklılık adli ve idari süreçlere de konu olmuştur.
Ancak kamuoyunun sorusu yalnızca:
“Hangi ölçüm doğru?”
değildir.
Asıl sorulması gerekenler arasında;
Polis ölçümü ile hastane testi arasında geçen sürede ne yaşandı?
Hastaneye sevk neden gecikti?
Bu süreçte kimler devreye girdi?
Kim, kiminle görüştü?
Hangi talimatlar verildi?
soruları da bulunmaktadır.
3. HASTANEYE SEVK SÜRECİ
İlk ölçümden sonra hastaneye götürülme sürecinde yaşanan zaman farkı kamuoyunun dikkatini çekmiştir.
Bu nedenle Sayın Bakanlığınızca şu hususların araştırılmasını istiyoruz:
Hastaneye sevk kararı saat kaçta alındı?
Sevk neden hemen gerçekleştirilmedi?
Bu süreçte ambulans sürücüsü görevine devam etti mi?
Kimlerin bilgisi dahilinde hareket edildi?
112 Komuta Kontrol Merkezi'ne hangi bildirimler yapıldı?
Hastaneye hangi üst düzey sağlık yöneticisi ile gidildi?
Hangi hastane yetkilileri olayla ilgili arandı veya bilgilendirildi?
Bu soruların cevabı, olayın bütünlüğünün anlaşılması açısından önemlidir.
4. 112 KOMUTA KONTROL MERKEZİ KAYITLARI
Olay günü Komuta Kontrol Merkezi'nde yapılan tüm görüşmelerin, telsiz konuşmalarının, görev emirlerinin ve ekip hareketlerinin incelenmesi gerekmektedir.
Özellikle olayın fark edilmesinden sonra ambulans sürücüsünün görevden alınması veya vakaya çıkarılmaması yönünde değerlendirme yapılıp yapılmadığı ortaya çıkarılmalıdır.
Bu nedenle;
Komuta Merkezi ses kayıtları, ambulans GPS kayıtları, görev emirleri ve olay günü ekip hareketleri birlikte incelenmelidir.
5. OLAY GÜNÜ YAŞANAN TELEFON TRAFİĞİ
Olay günü bir milletvekilinin Burdur'da bazı kişilerle yaptığı telefon görüşmeleri daha önce haber konusu olmuş ve kamuoyunda tartışılmıştır.
Burada herhangi bir milletvekilini peşinen suçlamıyoruz.
Ancak kamuoyunda bu telefon görüşmelerinin olayın seyriyle bağlantılı olup olmadığı konusunda soru işaretleri oluşmuştur.
Bu nedenle, hukuki usuller çerçevesinde ve yetkili makamlar tarafından, olay günü gerçekleşen ilgili iletişim trafiğinin olayın idari veya adli süreci üzerinde herhangi bir etkisinin bulunup bulunmadığının araştırılması gerektiğini düşünüyoruz.
6. İL EMNİYET MÜDÜRÜNÜN SÜRECE İLGİSİ
Olayın bir başka dikkat çekici boyutu İl Emniyet Müdürü'nün konuyla yakından ilgilendiğine ilişkin kamuoyuna yansıyan bilgiler ve tarafımızca yapılan görüşmedir.
Gazeteci olarak İl Emniyet Müdürü'ne doğrudan:
“Selda Hanım'ı tanıyor musunuz?”
sorusunu yönelttim.
Kendisi, söz konusu kişiyi protokolden tanıdığını ve olayla ilgili bilgi almak amacıyla polisleri aradığını ifade etmiştir.
Bu açıklamayı herhangi bir suçlama olarak değerlendirmiyoruz.
Ancak kamuoyunun güveninin sağlanması açısından;
İl Emniyet Müdürü hangi polislerle, ne zaman ve hangi amaçla görüştü?
Bu görüşmelerin içeriği neydi?
Görüşmeler yalnızca bilgi alma kapsamında mı kaldı?
sorularının yetkili makamlarca değerlendirilmesi gerektiğini düşünüyoruz.
7. BUGÜN YAŞANANLAR DA AYRICA ARAŞTIRILMALI
Sayın Bakanım,
Bugün sizin Burdur'daki hastane incelemeleriniz sırasında yaşanan olay da ayrıca kamuoyunun dikkatine sunulmalıdır.
Bir gazeteci olarak size ulaşmak, görüntü almak ve Burdur'un sağlık sorunlarını doğrudan Bakan'a aktarmak istedim.
Ancak İl Emniyet Müdürlüğü ekipleri tarafından sizinle görüşmemize izin verilmedi.
Burada soruyorum:
Gazetecinin Bakan'a soru sorması neden engellenir?
Bakan'a sağlık sorunlarını anlatmamızdan kim, neden rahatsız olur?
Gazetecinin Bakan'a ulaşmasını engellemek kimin talimatıdır?
Bu güvenlik tedbiri hangi somut gerekçeye dayanmaktadır?
Ben Sayın Bakan'a saldırmak, programını aksatmak veya herhangi bir güvenlik riski oluşturmak istemedim.
Dosya sunmak ve soru sormak istedim.
Bakanlığın en üst düzey yöneticisine Burdur'un sağlık sorunlarını aktarmanın önü neden kesildi?
Bu sorunun da cevabını kamuoyu adına bekliyorum.
Sayı. Bakanım sizin nezdinizde İçişleri Bakanlığı'nı da süreci incelemesini talep ediyorum.
Sayın Burdur Valisi Tülay Bilgihan Baydar ında süreci incelemesini,
Milletvekillerinin de süreci irdelemesini rica ediyorum
8. MHP BURDUR İL BAŞKANININ KAYGILARI
Olayla ilgili dikkat çeken bir diğer gelişme, iktidar ortağı MHP'nin Burdur İl Başkanı'nın da konuya müdahil olarak kaygılarını kamuoyuyla paylaşmasıdır.
Bu açıklama herhangi bir iddianın doğruluğunu tek başına kanıtlamaz.
Ancak olayın yalnızca gazetecilerin takip ettiği bir konu olmaktan çıktığını göstermektedir.
Siyasi çevrelerde, sağlık çalışanları arasında, sendikalarda, STK'larda ve toplumun farklı kesimlerinde de kaygılar dile getirilmektedir.
İktidar ortağı bir siyasi partinin il başkanının dahi kamuoyu önünde kaygılarını açıklaması, olayın daha kapsamlı biçimde incelenmesi gerektiği yönündeki toplumsal beklentiyi güçlendirmektedir.
9. SENDİKALAR VE STK'LAR DA KONUYA MÜDAHİL
112 olayı artık yalnızca bir gazetecilik dosyası değildir.
Çeşitli sendikalar ve STK temsilcileri de konuyu kamuoyuna açıklamış, sağlık çalışanlarının güvenliği, ambulansların güvenli kullanılması ve 112 sistemine duyulan güven konusunda kaygılarını dile getirmiştir.
Dolayısıyla Bakanlığınızın yapacağı değerlendirmede sendika ve STK'ların açıklamalarının da dikkate alınması gerektiğine inanıyoruz.
10. “OLAY KAPATILMAYA ÇALIŞILDI” İDDİASI
Olay sonrasında sürecin kapatılmaya çalışıldığı yönünde kamuoyuna çeşitli iddialar yansımıştır.
Bu iddianın doğru olup olmadığını biz değil, bağımsız bir soruşturma ortaya koymalıdır.
Bu nedenle;
Olayın ardından kimler kimlerle görüştü?
Hangi idari kararlar alındı?
Dosyayla ilgili hangi işlemler yapıldı?
Kimler hangi makamları bilgilendirdi?
soruları resmi kayıtlar üzerinden cevaplandırılmalıdır.
SAYIN BAKANIM, SİZDEN İSTEDİĞİMİZ AÇIKTIR
Bu olayda amacımız herhangi bir kişiyi peşinen suçlamak değildir.
Ne bir kamu görevlisinin haksız yere suçlanmasını ne de gerçekten araştırılması gereken bir olayın üzerinin kapatılmasını istiyoruz.
Biz sadece gerçeği istiyoruz.
Kim haklıysa hakkı teslim edilsin.
Kim kusurluysa hukuk çerçevesinde gerekli işlem yapılsın.
Ancak bunun için dosyanın bütün yönleriyle incelenmesi gerekmektedir.
Bakanlığınızca;
Olay öncesindeki 7 tutanağın,
Polis 0,47 promil ölçümünün,
Hastane 0,00 sonucu ve tüm laboratuvar kayıtlarının,
Hastaneye sevk sürecinin,
Hastanede kimlerin arandığının,
Olay günü görev yapan sağlık yöneticilerinin işlemlerinin,
112 Komuta Kontrol Merkezi ses kayıtlarının,
Ambulans GPS ve görev kayıtlarının,
Kamera kayıtlarının,
Personel ifadelerinin,
İdari yazışmaların,
Olay günü ilgili iletişim trafiğinin,
İl Emniyet Müdürlüğü tarafından gerçekleştirilen işlemlerin,
Sendika ve STK açıklamalarının,
MHP Burdur İl Başkanı tarafından dile getirilen kaygıların
bir bütün halinde incelenmesini talep ediyoruz.
BAĞIMSIZ MÜFETTİŞ TALEBİ
Sayın Bakanım,
Burdur'da yaşanan bu olayın artık kurum içi bir değerlendirme sınırını aştığını düşünüyoruz.
Bu nedenle Burdur dışından, bağımsız bir Bakanlık müfettişi veya müfettiş heyetinin görevlendirilmesini talep ediyoruz.
Varsa hata ortaya çıksın.
Varsa ihmal ortaya çıksın.
Varsa haksızlık ortaya çıksın.
Varsa personel hakkında yapılan haksız suçlamalar da ortaya çıksın.
Ama gerçek ortaya çıksın.
Çünkü bugün Burdur kamuoyunda tartışılan mesele yalnızca 0,47 promil ile 0,00 promil arasındaki fark değildir.
Asıl mesele;
7 tutanağın neden işlem görmediği,
olay günü hangi telefon görüşmelerinin yapıldığı,
idari makamların sürece nasıl dahil olduğu,
emniyet makamlarının olayla neden ve nasıl ilgilendiği,
hastaneye sevk sürecinde ne yaşandığı,
Komuta Merkezi kayıtlarında ne bulunduğu,
sendikaların ve STK'ların neden kaygı duyduğu
ve
iktidar ortağı MHP'nin Burdur İl Başkanı'nın neden kamuoyu önünde kaygılarını açıklama ihtiyacı hissettiğidir.
SAYIN BAKANIM,
Bugün size bu dosyayı elden sunamadım.
Ama dosya burada.
Burdur kamuoyu adına soruyoruz.
Bir gazetecinin Sağlık Bakanı'na Burdur'un sağlık sorunlarını anlatmasından kim korkuyor?
Bir gazetecinin Bakan'a soru sormasından kim rahatsız oluyor?
Yarası olan konuşur.
Bizim görevimiz konuşmak, sormak ve kamu adına takip etmektir.
Sizden beklentimiz ise bu soruların cevapsız bırakılmaması ve dosyanın Bakanlık düzeyinde bağımsız, tarafsız ve şeffaf biçimde incelenmesidir.
Çünkü halkın tatmin olmadığı bir süreç, hukuken sonuçlanmış olsa bile kamu vicdanında tartışılmaya devam eder.
112 Acil Sağlık Hizmetleri, vatandaşın canını emanet ettiği en kritik kamu hizmetlerinden biridir.
Bu nedenle bu dosyanın aydınlatılması yalnızca Burdur için değil, Türkiye'deki 112 sistemine duyulan güven açısından da önemlidir.
Sayın Bakanım,
Dosyayı size sunamadım.
Şimdi kamuoyunun önünde sunuyorum.
Gereğinin yapılmasını saygılarımla arz ederim.
Hasan Güraksu
Gazeteci –