ÇERÇEVE YASA VE EVLATLAR

ÇERÇEVE YASA VE EVLATLAR

ŞEHİT AİLELERİNE NE DİYECEĞİZ

12 Ağustos 2026 Çarşamba 09:03 GÜNCEL

Bizim Evlatlarımız neden öldü? 

Çerçeve yasa Meclis’ten geçti.

Şimdi bundan sonra konuşulacak çok şey var. Partilerin tavırlarını, genel başkanların tutumlarını, milletvekillerinin nasıl oy kullandığını, dün söyledikleriyle bugün yaptıkları arasındaki farkları elbette konuşacağız..

Ama bütün bunlardan daha önemli bir soru var:

Şehit ailelerine ne diyeceğiz?

Babalarını hiç görmeden dünyaya gelen çocuklar var bu ülkede. Babasının fotoğrafına sarılarak büyüyen evlatlar var. Her gün yavrusunun çamaşırlarına sarılıp onun kokusunu özleyen anneler var. Eşinin sesini, kokusunu, evinin kapısından girişini bir daha hiç göremeyecek kadınlar var..

Ve bugün o insanlar haklı olarak soruyor:

“Bizim evlatlarımız neden öldü?”

“Eşlerimiz neden bir daha eve dönmedi?”

“Çocuklarımız neden babasız büyüdü?”

Bu soruların cevabını kim verecek?

Yıllarca terörle mücadelede evlatlarını kaybeden ailelere “vatan sağ olsun” dedik. Gazilerimizin fedakârlığını anlattık. Şehitlerimizin aziz hatırası üzerinden siyaset yaptık.

Bugün ise alınan kararların ardından onların karşısına çıkıp, vicdanlarını rahatlatacak bir açıklama yapmak zorundayız.

Çünkü siyaset yalnızca Meclis sıralarında el kaldırıp indirmek değildir.

Siyaset duruş işidir.

İnsanın bir omurgası olmalıdır. Dün söylediğinin arkasında bugün de durabilmelidir. Bir gün başka, ertesi gün başka konuşan; dün verdiği sözleri bugün unutan bir anlayış, sadece güven kaybettirmez, siyasete olan inancı da yaralar.

Özgür Özel’in Gaziler Derneği Başkanı’na rozet takarken ortaya koyduğu tavır ile bugün geldiğimiz noktadaki tutumu elbette sorgulanacaktır..

Nitekim Gaziler Derneği Başkanı’nın rozeti iade edeceğini açıklaması da bu tartışmanın ne kadar ciddi olduğunu gösteriyor.

Burada mesele sadece bir rozet değildir….

Mesele, verilen sözün ağırlığıdır…

Mesele, gazinin gözünün içine bakarak söylenen sözün ertesi gün unutulup unutulmayacağıdır.

Mesele, şehit ailesinin karşısında konuşurken kullanılan cümlelerin, Meclis’te alınan kararların karşısında da aynı samimiyetle savunulup savunulamayacağıdır.

Elbette Türkiye’nin terör sorununu çözmesini, anaların artık ağlamamasını, hiçbir çocuğun babasız kalmamasını hepimiz isteriz.

Ama bunun yolu, şehitlerin ve gazilerin yaşadığı acıyı görmezden gelmek değildir.

Barışın da çözümün de bir bedeli, bir hafızası ve bir vicdanı vardır.

Bu ülke şehitlerini unutamaz.

Gazilerini yalnız bırakamaz.

Şehit ailelerinin acısını siyasi hesapların dışında tutmak zorundayız.

Bugün karar veren siyasetçiler, yarın tarih önünde şu soruyla karşı karşıya kalacak:

“Siz bu kararı verirken, oğlunu toprağa veren annenin gözlerinin içine bakabildiniz mi?”

“Babası şehit olduğu için çocukluğunu babasının fotoğrafıyla geçiren çocuğu düşündünüz mü?”

“Eşini kaybeden kadının yıllardır taşıdığı acıyı hatırladınız mı?”

“Gazi olan ve hayatının geri kalanını o fedakârlığın izleriyle yaşayan insanlarımızı düşündünüz mü?”

İşte asıl mesele budur.

Siyasetçinin görevi sadece çoğunluğu bulup karar almak değildir. Siyasetçinin görevi, aldığı kararın toplumun vicdanında nasıl karşılık bulacağını da düşünmektir.

Özgür Özel’e de, diğer bütün siyasi parti liderlerine de düşen görev budur..

Sözlerinin arkasında durmak.

Nerede durduğunu açıkça göstermek.

Dün başka, bugün başka konuşmamak.

Çünkü bu ülkenin insanları artık siyasetten sadece güzel cümleler duymak istemiyor.

Tutarlılık istiyor.

Samimiyet istiyor.

Omurga istiyor.

Ve en önemlisi, şehitlerinin hatırasına saygı istiyor.

Bugün bir karar alınmış olabilir.

Ama şehit ailelerinin sorusu hâlâ ortada duruyor:

“Bizim evlatlarımız neden öldü?”

Bu sorunun cevabı verilmeden hiçbir siyasetçinin işi bitmiş değildir..

Çünkü bazı soruların cevabı sandıkta değil, vicdanda verilir..

Çünkü bazı soruların cevabı sandıkta değil, vicdanda verilir..

Sözün özü: Ülkemiz de mutlaka barış içinde, huzurlu ve mutlu şekilde yaşamalıyız ama bu çerçevede değil..



Kaynak: https://www.gurhaber.com/