Burdur Aile ve Sosyal Hizmetler İl Müdürlüğü'nde skandal iddialar: Sendikal ayrımcılık, mobbing, liyakatsiz atamalar, şehit ödeneğiyle hediye gönderilmesi, usulsüz görevlendirmeler ve sosyal medya baskısı. Türk Sağlık-Sen isyan etti, CHP Milletvekili İzzet Akbulut TBMM'ye taşıdı, Vali soruşturma başlattı. İktidar sessiz, kamuoyu hesap bekliyor.
Sevgili okurlarım,
Burdur Aile ve Sosyal Hizmetler İl Müdürlüğü ile ilgili iddialar artık “kulis bilgisi” ya da “çalışan şikâyeti” sınırını çoktan aştı. Önce GUR Haber’de gündeme taşıdığımız, ardından Türk Sağlık-Sen’in açıklamasıyla resmiyet kazanan iddialar, bugün itibarıyla Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin de gündeminde.
Ama gelin görün ki, iddialar büyürken, sorumlular cephesinde derin bir sessizlik hâkim.
Türk Sağlık-Sen Burdur Şubesi ne dedi?
Liyakat yok dedi…
Keyfi görevlendirmeler var dedi…
Sendikal ayrımcılık yapılıyor dedi…
Personel üzerinde psikolojik baskı oluştuğunu söyledi…
Ve açıkça “tahammül sınırı aşıldı” diyerek mülki idareyi ve Bakanlığı göreve çağırdı.
Bu açıklamanın ardından CHP Burdur Milletvekili İzzet Akbulut devreye girdi ve konuyu TBMM’ye taşıdı. Bakanlığa çok net sorular soruldu:
İnceleme var mı?
Şikâyet ulaştı mı?
Araştırma yapacak mısınız?
2026’da nasıl bir yol izleyeceksiniz?
Yani mesele artık sadece Burdur’un değil, Ankara’nın da meselesi.
Ancak sevgili okurlarım…
Asıl vahim olan, sendikanın anlattıklarının sadece görünen kısmı olması.
Kurumda konuşulan iddialar bununla da bitmiyor.
Şehit aileleri için ayrılan hediye ödeneğinden, İl Müdürü Mustafa Çakır’ın oğlunun yeni atandığı Muğla İl Milli Eğitim Müdür Yardımcısı Sedat Bey’e ezme ve haşhaş helvası gönderildiği, kargo ücretinin de yine bu ödenekten karşılandığı iddia ediliyor.
Eğer bu doğruysa, bu artık idari hata değil, kamu vicdanını yaralayan bir skandaldır.
Bir başka iddia:
Bir güvenlik görevlisi kadının, mevzuata aykırı şekilde önce özel kalemde, ardından basın biriminde sivil personel gibi çalıştırıldığı söyleniyor. Güvenlik görevlisinin görevi bellidir, kadrosu bellidir. Devlet kurumları “ben yaptım oldu” mantığıyla yönetilemez.
Devam edelim…
Birçok personele mobbing uygulandığı, iktidara yakın sendikaya ise açıkça taviz verildiği konuşuluyor.
Daha da çarpıcısı:
Mevzuata göre İl Müdür Yardımcılığı için 4 yıllık yükseköğrenim şartı varken, 2 yıllık yüksekokul mezunu Eylem Çavdar’ın tedviren bu göreve getirildiği iddia ediliyor. Bucak ilçesinden olan Eylem Çavdar'ın siyasilerce korunduğu iddia ediliyor.
Bu konuda mahkemeye taşınmış usulsüz atama dosyaları olduğu da kulaktan kulağa değil, bizzat kurum içinden konuşuluyor.
Yetmiyor…
Kurumun sosyal medya hesaplarının, çalışanlara zorla beğendirildiği, beğenmeyenler üzerinde dolaylı baskı oluşturulduğu iddiası da var.
Devlet kurumu mu burası, sosyal medya ajansı mı?
Sevgili okurlarım,
Bunların her biri tek başına ciddi bir idari soruşturma sebebidir. Hepsi bir araya geldiğinde ise tablo çok nettir:
Bu kurumda ciddi bir yönetim sorunu vardır.
Şimdi soruyorum…
Peki iktidar cephesi…
AK Parti’den neden tek bir cümle gelmiyor?
Aynı iddialar bir muhalefet belediyesinde olsaydı, günlerce ekranlarda “hesap soracağız” denmez miydi?
Şimdi konu kendi sorumluluk alanlarına girince mi susuluyor?
VALİ SORUSTURMA AÇIYOR
Son aldığım bilgi ise Burdur Valisi Tülay Bilgihan Baydar 'ın ilk günden konuyu incelediği ve soruşturma açtığı yönünde.
Bir defa Vali Tülay Bilgihan Baydar 'ın duyarlı bir idareci olduğu gerçeğini bir kez daha gördük..
Soruşturma yerelde mi yoksa Ankara dan gelecek müfettişler eliylemi yapılacak.
Sevgili okurlarım, bu mesele ne sendika meselesidir, ne parti meselesidir.
Bu mesele devlet ciddiyetidir, kamu ahlakıdır, şehit ailesine ayrılan kaynağın nerede kullanıldığı meselesidir.
Ve buradan açıkça söyleyeyim:
Bu iddiaların tamamı, Burdur Milletvekili İzzet Akbulut’a da aktarılacak.
Meclis gündemine taşınan soruların, bundan sonra çok daha ayrıntılı hale gelmesi kimseyi şaşırtmasın.
Bugün susulan her dosya, yarın daha büyük bir krize dönüşür.
Bugün örtülen her hata, yarın kamuoyunun önüne daha ağır faturalarla çıkar.
Şimdi top Bakanlıkta…
Top mülki idarede…
Top siyasi sorumluluk taşıyanlarda…
Burdur kamuoyu net cevap istiyor:
Bu iddialar doğru mu, değil mi?
Doğruysa kim hesap verecek?
Değilse neden kimse çıkıp “bunlar asılsız” diyemiyor?
Unutmayalım…
Sessizlik krizi büyütür.


