Basın Sorunları Toplantısında Basına İnce Ayar
Sevgili okuyucularım,
Bugün Burdur’da İletişim Başkanlığı Antalya Bölge Müdürü ile Basın İlan Kurumu Antalya Bölge Müdürü’nün katılımıyla bir dizi ziyaret gerçekleştirildi. Program kapsamında önce Sayın Valimiz Tülay Baydar Bilgihan ziyaret edildi, ardından basın mensuplarıyla ve BUTSO’da toplantılar yapıldı.
Toplantının ana başlığı “basının sorunları”ydı. En azından bize söylenen buydu.
Her iki bölge müdürü de sorunları dinlemek için geldiklerini ifade etti. Doğrudur; çünkü bugün yalnızca Burdur’da değil, Türkiye’nin tamamında basın aynı sıkıntıları yaşıyor. İlan ve reklam gelirleri dibe vurmuş durumda. Kurumların ihale mevzuatına aykırı biçimde doğrudan temin yoluna gitmesi, üniversitelerin ve belediyelerin “tasarruf tedbirleri”ni gerekçe göstererek basını tamamen dışlaması, sektörün belini büken temel sorunlar arasında.
İşin ironik tarafı şu: Konu konser olunca, festival olunca, organizasyon olunca kesenin ağzı sonuna kadar açılıyor.
Konu basın olunca…
“Genelge var, tasarruf var.”
Evet, gazetelerin bugün yaşadığı temel sorun tam da budur.
Toplantıda basın kartı meselesi de gündeme geldi. Basın kartının neredeyse hiçbir avantaj sağlamadığı, Burdur özelinde yol ücretleri ve toplu taşıma gibi konularda gazetecilere en ufak bir kolaylık tanınmadığı dile getirildi.
Ancak asıl mesele…
Asıl mesele konuşulmadı bile.
Basının özgür olamaması.
Üstü kapalı mesajlar havada uçuştu. Bir yetkili, kendilerine gelen bir haberin kapağında “yetkili bir kişinin fotoğrafının kullanılmasını” eleştirdi. Kendi çapında bir “ayar” verdi.
Bunu kim söylüyor?
Bunu savunması gereken kim?
İkisi de memur.
Ardından malum madde hatırlatıldı: “Devletin gizli sırları, kamuoyunu yanıltıcı haberler… 1 yıldan 3 yıla kadar hapis.”
Üstü kapalı bir “sus” mesajı yani.
Buna gerek varmıyor. Her gazeteci bilir bunu!
Oysa bu ülkede bu kanunu bilmeyen tek bir gazeteci yoktur. Gazeteci zaten haberini buna göre yapar. Mesele kanun değil, yorumdur.
Mesele hukuk değil, baskı algısıdır.
Toplantının somut sonucu ne oldu derseniz:
Sıfır.
Çünkü Burdur’da ne yaşanıyorsa, Türkiye’nin tamamında da aynısı yaşanıyor. Hatta yetkililerin kendi ifadeleriyle “Burdur basını sorunsuzmuş, denetimlerde bir problem yokmuş.”
Sorun yokmuş!
Ama bir üst düzey yetkilinin fotoğrafı toplantının ana gündemi olmuş.
Vay Türkiye’nin basın anlayışına…
Toplantı sonrası kulislerde şunu açık açık duydum:
Birçok emekçi gazeteci, maruz kaldığı baskılar nedeniyle gerçek gazetecilik yapamadığını söylüyor. Bunu fısıltıyla değil, net ifadelerle dile getiriyor.
Bugün aslında Burdur’un değil, Türkiye basınının fotoğrafı çekildi.
Ve o fotoğraf hiç parlak değil.
Yine toplantı sonrası tartışmalarda abim meskek büyüğüm duayen gazeteci Adnan Taraşlı " Gazetecinin başarısına halk karar verur" sözü damgasıni vurdu. Yıllar öncesi bir Valinin çocuklarını devlet imkanları ike yurt dışına gönderdiği haberlini ve süreci paylaştı.
adnan abi hangi mesajı verdi: Majam mevki sahibi yetkililerin de habere konu olabileceğini cesaretle bunu yazabilme hakkı olduğu.
Bu vesileyle;
organizasyonu gerçekleştiren Burdur Gazeteciler Cemiyeti Başkanı Kürşat Tuncel’e,
gazetecilerin sorunlarını somut örneklerle dile getiren duayen gazeteci Adnan Taraşlı’ya
gazeteci Kemal Taraşlı ya ve bomba 15 İnternet Gazetesi imtiyaz sahibi Selçuk Öcal’a teşekkür ediyorum.
Sorunları konuşmak yetmez.
Sorunları kabul etmek gerekir.
Özgür basın, “sorunsuz” denilerek susturulmaz.

