BURDUR CHP KULİSLERİ
ATAMALAR YOLDA.
Y
Baba Ocağında Yeni Dönem: Burdur’da Sükûnet Kazanmalı
Burdur CHP’de yeni bir dönem başlıyor.
Ama bu süreci sadece Burdur merkezde yaşanan bir teşkilat değişimi olarak görmek büyük bir hata olur.
Karamanlı’dan Bucak’a, Yeşilova’dan Çavdır’a, Gölhisar’dan Tefenni’ye kadar CHP’nin bütün ilçelerinde benzer bir hava var.
Parti tabanında yaşanan gelişmeler yakından takip ediliyor. İnsanlar konuşuyor, değerlendiriyor, geçmişi sorguluyor ama Burdur’daki tabloyu Türkiye genelindeki bazı sert tartışmalardan ayıran önemli bir özellik var:
Burdur’da şu anda büyük bir kavga ve gerilim havası yok.
Bence bunun kıymetini bilmek gerekiyor.
Burdur’da sağduyu öne çıkıyor
CHP’de yaşanan siyasi ayrışmaların ardından yeni bir parti yapılanmasının ortaya çıkması, elbette beraberinde tartışmaları da getirdi.
Ancak Burdur’da bu tartışmanın sokakta, mahallede, ilçe örgütlerinde ve parti tabanında düşmanlığa dönüşmemesi önemli.
Daha da önemlisi, CHP’de kalanlarla yeni parti içerisinde siyaset yapanlar arasında köprüleri tamamen yıkacak bir dil kullanılmaması gerekiyor.
Özellikle mahalle ayağında…
Partinin en küçük birimlerinde görev yapan insanların birbirlerine karşı sert sözler söylemesi, geçmişte aynı mücadeleyi vermiş insanları birbirine düşürmesi, gelecekte telafisi zor yaralar açabilir.
Bugün mahallede söylenen bir söz, yarın sandık başında karşımıza çıkabilir.
Çünkü siyaset sadece bugünden ibaret değildir.
CHP ve yeni parti birbirine yabancı değil
Şunu açıkça görmek gerekiyor:
CHP ile yeni parti içerisinde siyaset yapan insanların önemli bir bölümü birbirini yıllardır tanıyor.
Aynı sokaklarda siyaset yaptılar.
Aynı seçimlerde çalıştılar.
Aynı sandıklarda görev aldılar.
Aynı insanlara gittiler.
Aynı siyasi mücadelenin içerisinde oldular.
Dolayısıyla bugün yaşanan ayrışmayı düşmanlık üzerinden okumak, CHP’nin de yeni partinin de geleceğine zarar verir.
Bence Burdur’un en büyük avantajı da burada.
Burdur’da tansiyonu yükseltmeyen, sağduyuyu öne çıkaran bir siyasi anlayış var.
Türkiye genelinde, hatta zaman zaman genel merkez düzeyinde sertleşen açıklamalar yapılırken Burdur’da siyasi aktörlerin daha sakin davranması son derece önemli.
Milletvekili ve il başkanlarına teşekkür etmek gerekiyor
Bu noktada özellikle bazı isimlerin hakkını teslim etmek lazım.
CHP Burdur Milletvekili İzzet Akbulut…
Yeni Parti İl Başkanı Barış Ayten…
Ve CHP Burdur İl Başkanı Recep Mutlucan…
Bu isimlerin yeni dönemde tansiyonu yükseltecek, karşı tarafı hedef alan, kırgınlıkları derinleştirecek bir siyaset yerine sağduyulu bir çizgide kalması gerektiğini düşünüyorum.
Özellikle yeni göreve gelen Recep Mutlucan’ın, Burdur CHP İl Başkanlığı görevine atanmasının ardından kutlanması da siyasi nezaket açısından önemlidir.
CHP yi bölme taktiği bozulmalı.
Çünkü siyasette rakip olmak başka, düşman olmak başkadır.
Bir siyasi partinin il başkanına yeni görevi nedeniyle başarı dilemek, kendi siyasi kimliğinden vazgeçmek anlamına gelmez.
Tam tersine siyasi olgunluğu gösterir.
Seçim günü geldiğinde ne olacak?
İşte asıl mesele burada.
Bugün yollar ayrılmış olabilir.
Bugün farklı siyasi çatılar altında siyaset yapılabilir.
Bugün farklı liderler desteklenebilir.
Yeri gelmişken not düşelim CHP' de kalanların çok büyük bir bölümü duysusal bakıp istifa etmediklerini Kılıçdaroğlu na oy vermeyeceklerini, bo oyunu partide kalarak bozacaklarını söylüyorlar.
Ama yarın seçim geldiğinde aynı seçmen kitlesinin karşısında yeniden yan yana gelme ihtimali vardır.
Hatta sandık siyaseti, bugünün bütün hesaplarını değiştirebilir.
Benim kanaatim şu:
CHP ile yeni parti arasındaki insanlar birbirlerine düşman edilmemeli.
Çünkü seçim döneminde yeniden bir araya gelmek, ortak hedeflerde buluşmak ve aynı seçmen kitlesine seslenmek zorunda kalabilirler.
Bugünden birbirlerine karşı derin yaralar açılırsa, yarın kurulması gereken köprüleri yeniden inşa etmek çok zor olur.
“Baba ocağı” kapısı açık kalmalı
CHP’de kalan bazı isimlerle yaptığım görüşmelerde duyduğum bir cümleyi özellikle önemsiyorum:
“Biz Kemal Kılıçdaroğlu için değil, baba ocağını korumak için CHP’de kaldık.”
Bu söz aslında bugünkü tartışmanın özünü anlatıyor.
Çünkü mesele sadece bir genel başkan meselesi değil.
Mesele CHP’nin kurumsal yapısı ve yıllardır bu parti içerisinde siyaset yapan insanların aidiyeti.
Bugün CHP’de kalanlara sert sözler söylemek, onları ötekileştirmek veya mahalle örgütlerinde hedef haline getirmek doğru değil.
Aynı şekilde CHP’de kalanların da yeni parti içerisinde siyaset yapan insanlara karşı aynı sertlikle yaklaşmaması gerekiyor.
Siyasetin dili yumuşamalı.
Çünkü günün sonunda hepimiz aynı toplumun, aynı şehrin ve aynı seçmenin karşısına çıkıyoruz.
Bölünme projesini bozmanın yolu kavga etmek değil
Eğer gerçekten CHP’nin parçalanmasının, sosyal demokrat ve sol seçmenin dağılmasının önüne geçmek isteniyorsa bunun yolu birbirine küsmek değildir.
Tam tersine…
Birbirinin elini bırakmamak, iletişim kanallarını açık tutmak ve siyasetin dilini yumuşatmaktır.
Burdur’da bunun için hâlâ büyük bir fırsat var.
Çünkü merkezde de ilçelerde de henüz geri dönüşü olmayan bir kavga iklimi oluşmuş değil.
Karamanlı’da da durum böyle.
Diğer ilçelerde de benzer bir tablo var.
İnsanlar birbirini tanıyor.
Birbirlerinin telefonunu biliyor.
Aynı kahvede oturuyor.
Aynı düğüne, aynı cenazeye gidiyor.
Dolayısıyla Burdur’un siyasi kültürünü, Ankara’daki sert tartışmaların içine çekmemek gerekiyor.
En büyük görev liderlere düşüyor
Bu noktada sorumluluk sadece parti yöneticilerinde değil.
Genel başkandan milletvekiline…
İl başkanından ilçe başkanına…
Belediye başkanından mahalle sorumlusuna…
Yönetim kurulu üyelerinden sıradan parti üyesine kadar herkesin kullandığı dil önemli.
Özellikle liderlerin tansiyonu düşüren mesajlar vermesi, tabanın da birbirine karşı daha anlayışlı davranmasını sağlar.
Burdur’da milletvekili İzzet Akbulut’un, Yeni Parti İl Başkanı Barış Ayten’in ve CHP İl Başkanı Recep Mutlucan’ın bu sağduyulu atmosferi koruması büyük önem taşıyor.
Çünkü siyasetçi bazen yaptığı açıklamayla değil, yapmadığı kavga ile de liderlik eder.
Şimdi sınav zamanı
CHP Burdur’da yeni bir yönetim oluşuyor.
Yeni il başkanı, yeni il yönetimi, merkez ilçe ve diğer ilçelerde yeni yapılanmalar gündemde.
Bu süreçte en önemli mesele sadece “Kim hangi göreve gelecek?” sorusu değil.
Asıl soru şu:
“Burdur CHP, kaybettiklerini yeniden kazanabilecek mi?”
Benim cevabım şu:
Bunun yolu kapıları kapatmaktan değil, açık bırakmaktan geçiyor.
Küskünleri düşmanlaştırmadan…
Ayrılanları hain ilan etmeden…
Kalanları küçümsemeden…
Yeni parti içerisinde siyaset yapanları ötekileştirmeden…
Ve en önemlisi, siyaseti kişisel hesaplaşmaya dönüştürmeden.
Çünkü bugün ayrılık yaşayan insanlar yarın yeniden aynı masaya oturabilir.
Bugün birbirine rakip olanlar yarın aynı seçim kampanyasında çalışabilir.
Bugün farklı siyasi partilerde olanlar, yarın ortak bir demokratik hedef için yeniden yan yana gelebilir.
Burdur’un avantajı da tam burada.
Henüz köprüler tamamen yıkılmadı.
O halde yapılması gereken yeni duvarlar örmek değil, mevcut köprüleri korumaktır.
Ben CHP Burdur’da başlayan yeni dönemin en önemli başarısının yeni isimler getirmek değil, eski kırgınlıkları büyütmeden yeni bir birlik zemini oluşturmak olacağına inanıyorum.
Baba ocağının kapısı açık kalırsa, siyaset yeniden birleşmenin yolunu mutlaka bulur.
Burdur’un siyasette ihtiyacı olan şey daha fazla kavga değil, daha fazla sağduyudur.
Ve bugün bunu başarmak, herkesin siyasi sorumluluğudur.

